 NİETZSCHE’ NİN TARİH ANLAYIŞININ TEMELLERİ Nietzsche'nin tarih anlayışını ortaya koymak için öncelikle onun anlayışına etkide bulunan düşüncelere değinme bize Nietzsche gibi farklı bir tarih anlayışı sunan bir düşünürü anlamak için anahtar işlevi görecektir. Hegel’in anladığı tarzda bir dünya tarihinin yazılamaz bir şey olduğunu belirtir. Çünkü böyle bir tarih, olguların betiminden çok, bir kavramlar oyunu olacaktır. Oysa gerçek tarihçi, olguları objektif olarak ortaya koymak ve tarihi yine kendisine dayanarak açıklamaktır. Öbür yandan Feuerbach için Hegel’in tarih felsefesi belli bir politik motife dayanır. Bu politik motifte de, “Hıristiyan-Cermen dünyasının yetkinliğe ulaşması” ereği gizlidir. Feuerbach için Hegel, bu politik motiften hareket ederek gerçeklere aykırı bir ütopya peşine düşmüş ve tam bir Prusyalı tutucu olarak kalmıştır. Onun bu tutuculuğu, bizi ve bu günümüzü, geçmişe tutsak kılmıştır. Oysa özgürlüğü arayan insanın bu arayışı, geçmişten sonsuz bir geleceğe doğru akıp giden bir sürece terk edilemez. Hegel’in geleceğe terk ettiği bir şey olarak özgürlük bir umut ve beklenti olmaktan çıkarılıp, gerçekleştirilmesi gereken bir şey haline getirilmelidir. Böyle olunca da tarih geçmişin tutsaklığından kurtulup bugünün tarihi kılınmalıdır. Bu günü tarihten öğrenemezsin. Sen, geçmişe değil, ancak bugüne; ölülere değil, yaşayanlara aitsin öyle ki Feuerbach için artık tarih yazıcılığı ile tarih yapıcılığını birbirinden ayırmak gerekiyor. O şöyle der; anlık yazar, ama tarihi yapan tutkudur. Feuerbach bu noktada Alman idealizminin akılcılığından Kant’ın akılcılığına geri dönmek gerektiğini belirtir. Çünkü Hegel akılı tarihin içine sokmakla onu bir ceset haline getirmiştir; o tarihe akılı yerleştirmekle yetinmiş ve ona bir ölü tavuk gibi sarılmıştır; Hegel’in mutlakçı felsefesine en büyük arzusu, geleceği artık hiçbir şey yumurtlayamayacak olan bu ölü tavuğun ipoteğine sokmak olmuştur. Feuerbach, aydınlanmacı bir akılcılık altında bakıldığında, tarihin ancak bir rastlantısallıklar ve kör güçler tarihi olarak görülebileceğini, bu hali ile tarihin akılsal doğrular ile uzlaşmazlık içinde bulunduğunu belirterek theoria -historia karşıtlığının bu güne kadar aşılamasının nedenini, tarihin rastlantısallıklarla dolu bir toplumsal hayvanın tarihi olmaktan kurtulamamasına bağlarlar. Feuerbach için felsefe, rastlantısallıklar ve kör güçler alanı olarak geçmişin tarihinden, özgürlüğü arayan bugünün insanı için hiçbir akılsal doğru çıkartamaz. Bu yüzden felsefenin angaje olacağı tarih geçmişin tarihi değil, şimdi olup bitmekte olanın tarihidir”[1].
[1] Özlem, a. g. e., s. 111-112. |